i was born in a cow (a dana) in bindokuzyüzelliüç (bkz: ingilizce okurken rakamlari turkce okumak). my birth is was a big okazyon for the city. i gone to motor art enstitüsü, but because i dont take lessons, i give, i didn't read after middle school.
my football life begin in adana iron sports. after 3 years, i was the captan of the team. i was saying cabin crew cross check (i very joke person) in 1972 i was called to the national team by trainer morning tekin confirmation (gündüz tekin onay..i told you i am joke). doesn't matter for us, for me. big games easy than the other games
then i transfer to galatasaray. big okazyon for me. doesn't matter for us, for me.
after my jubilee, i took trainership lessons. shit, no take lessons. please delete. baştan alalım bu bölümü.
i trained ankara power and eyehill.
after, i trained hope national team and national team. i bring this stupido team to england, european shampionsheep. then i was 4 times over over turkish champignon with galatarasay. theeen, i was uefa cup in 2000. small okazyon for me, but big okazyon for turkey.
then fiorentina, milano. then again cimbom and then national team. swiss match bad okazyon. it doesn't matter for us, for me. something happened everything is something happened. i don't want to see the back, i want to see the front.
ben programcılık yapmıyorum cok uzun yıllardır. mesleki uzmanlıgım baska it kollarına yonlendi zaman icinde. simdi bir toplanti olsa, atlasam bir konuya desem ki "ben yazarım bu programı, evet" onlar da hadi bakalım dese. bi hafta sonraki toplantıda elimde ordan burdan kulagıma calınmıs seyleri onlerine sunsam, toplantıdakilerin tepkileri ne olur:
a) ah ah. bak 32 yaşında programlama öğrenmeye calısmıs, bi boka benzemiyo olsun ama ne kadar sempatik. ehehe.. canım benim.. b) radius'cum yiyecemeyecegin seyin altına seyetme diycem ayıp olcak. siz hep semsiye yapın. sadece semsiye yapın.
fazla cesaret aptallıktır derler ya bu da o hesap.diğer antranörlerin farkı nedir ki hepsi yanlarına tercüman alıp demeç veriyolar. böyle yapınca daha mı kötü antranör oluyolar?? ya da karizmaları mı azalıyo bence tam tersi."aman nası olsa 2-3 kelime biliyorum onlarla kotarırım ben bu işi" gibi bir mantık güdüp kendini rezil etmektense, eksiğini bilip ona göre önlemler almak daha doğrudur kanmıca. sonuç olarak, milli takımımızın neden yenildiğini, nerde hata yaptıklarını, hedeflerini anlatabilecekken gereksiz bir güç gösterisi yapıp tam anlamıyla zırvalamış, karşıdakilere tamamen anlamsız gelen, içi boş bir konuşma yapmış ve espri konusu olmuştur. bu kadar tepki almasının sebebi orada milli takımı temsilen bulunduğu halde bu tür bir davranış sergilemesidir.
tercumesi mumkun olmayan bir ingilizcedir. turkce yapsaydi su konusmayi, yabanci basin metni tercumana cevirtecek ve yayinlayacakti gul gibi, her zaman ve heryerde oldugu gibi. bunu nasil cevirecekler iste orasi muamma. boyle bassan gazeteye kimse bi bok anlamaz, cevirmeye kalksan neresini ceviricen fatih terime telefon acman lazim "abi burda ne demek istedin" diye, yok yere milleti kulfete soktu baska bisey degil.
ben biraz denedim suna yakin bisey olsa gerek...
"bizim icin farketmez, bana hic koymaz. buyuk maclar digerlerinden daha kolaydir maalesef. oyunu ne zaman kontrol etsek ki oyunu kontrol ederiz biz genelde, kontrol de edildigimiz olur, mac esnasinda yani, biraz ihtimalimiz olur, bazi buyuk sanslar yakalariz, bazi okazyonlara gireriz, yani oyle bisey iste amaaan napiim abi ben?! bazen de yapamiyorum iste! futbol budur! iste premier lig bu! biseyler oluyor noluyo lan bi guc var hissediyorum! amaaan neyse ne, alin size tabele aha bu da kibele heykeli, gorun halimizi ikinci siradayiz lan! vee 1 puan dahaa hayir daha fazla bakmak istemiyorum herkes onunu acsin onunuze bakicam insallah yarin takiminkine de bakicam..."
izleyince gercekten rahatsiz eden, ayni terim gibi 54 yasinda bir babam olmasa ve onu tanimasam gulecegim ingilizcedir. o yasta ingilizce ogrenmeye karar verdigi icin gercekten takdiri hakeden bu insan, bunu kullanirkenki tavirlariyla ve kendini bilmemesiyle de zaten alisik oldugumuz sekilde rahatsiz etmistir, hatta kendisi adina utandirmistir evet. (games cogul be hocam, hadi samting mamting biyere kadar da ) simdi kendisi bir teknik direktor olduguna gore sadede gelirsek
bu adam kendini bilse, ve bunu oyuncularina boyle asilasa turk futbolcusu avrupali kompleksinden nah cikardi. bu adam kendini bilse, milli takim tarihinin ilk avrupa sampiyonasina nah giderdi. kendini bilse, uefa kupasini bu ulkeye nah getirirdi. bir kisim taraftar "avrupa avrupa duy sesimizi" tezahuratindan, "reale boyle, her sene boyle koyarlar aman" tezahuratina nah gecerdi. kendini bilse, san siro'ya schevchenko, maldini, rui costa'nin basinda nah cikardi. kendini bilse, galatasaray in basinda fenerden 6 tane nah yerdi.
sen, ben, o kendimizi bildigimiz icin burda nick arkasinda atip tutuoruz.
fena halde kıskanıldığını (!) ve dolayısıyla bok atıldığını gördüğüm -halbuki- süpppper ingilizcedir.
eşek yüküyle para alınıyorsa, dikkatleri bi ülkenin üzerine çekecek pozisyonda bulunuluyorsa, ingilizce düzeyi iyi değilse ve en önemlisi mecbur kalınmış değilse konuşulmaması gereken ingilizcedir bi de. bunun içinde medeni cesaret falan aramaya gerek yok. şuursal bi eksiklik var. aslanlar gibi türkçe konuşsaydı bi çeviren bulunurdu. ne gerek var?
fakat mimiklere hasta olmamak mümkün değil. bilmediği bi dili konuştuğu halde, konuştuğu dile falan konsantre olduğu yok, son derece "geldiği gibi" konuşuyordu, takdir ettim ne yalan söyliim.
"italyan aksanımla ingiliz aksanımı birleştirip basın mensuplarının aklını alıcam ulan" diye düşünen imparatorun büyüleyici ve sürükleyici ingilizcesidir. şimdi babam gelip sorsa ne anlattı bu adam diye vallahi de anlatamam billahi de anlatamam.*
"it doesnt matter for us for me' big game easy than other games' unfortunately' every time is we have to control the games under the control the games' during the games we have some possibilities big chances some big okazyon' something like that' but what can i do sometimes?
and its the football thats the football' something happened everything is something happened' anyway now is in the tabela we have to seen the situation now is second position and one point more' i dont want to see the back i want to see the front and i hope so tomorrow my teams..."
türkçe meali
"bize bana farketmez' buyuk mac kolay oteki maclardan' maalesef' her zaman biz maclari kontrol maclarin altinda kontrol etmeliyiz' mac sirasinda bazi muhtemel buyuk sanslarimiz bazi buyuk okazyon(!)´larimiz var' yani boyle birsey' ama bazi zamanlar ne yapabilirim ki?
ve o futbol su futboldur' herseye birseyler oldu ise birseyler olmustur' herneyse simdi hersey tabela(!)´da' biz durumu gormus olmaliyiz simdi ikinci pozisyon ve bir puan daha' arkamı görmek istemiyorum ' onumü görmek istiyorum ve umit ederim ki yarin benim takimlarim..."
büyük bir kesimin ana dili gibi ingilizce konuştuğunu sanmasının sonucudur. evet yeterli bir ingilizce değildir. ama %80 i tek kelime ingilizce konuşamayan bir ülke için nedir bu itin götüne sokma çabası anlamış değilim. kişilik olarak çok sevmesem de hocamızı kamera karşısında kendine güveninden ötürü tebrik ediyorum.
aynı tavır (ingilizcesi daha hallice olsa da) recep tayyip erdoğan beyefendide de görülmektedir. simultane tercümanların olduğu ortamlarda bile ingilizce açıklama yapmaya çalışmıştır kendisi...
bu dadaist konuşmayı iki gündür beş yüz kere filan, işte olduğum için de gülmemeye kasarak, acı çekerek izledim. dalga geçmek başka bir şey, belli bir yaştan sonra iki dil öğrenerek kendisini geliştirmeyi seçmesine takdirlerimle birlikte, buradaki şeyin komik olduğunu kimseyle tartışmam bile. kötü ve karışık bir ingilizce, ama akdeniz ülkelerinin, yani yunanların, italyanların, ispanyolların ingilizcesi gibi komik. nasıl bir filmde bunları görsek sempatik gelir ve güldürür, bu da öyle.
ama videoda beni en çok etkileyen şey bu değil. fatih terim'i tanımama, ingilizce bilmeme rağmen hiçbir şey anlamamam da değil. buradaki basın mensuplarıyla kanlı bıçaklı, sürekli bir ego tatmini üzerinden ilerleyen bir ilişki yürüten fatih terim'in yabancı basına ne kadar sevecen, esprili, güler yüzlü olduğu.
acaba türkiye'de imparator, avrupa'da ise iki defa başarısız olmuş bir kaybeden olduğu için olabilir mi?
fatih terimin karizmayı yenilgiler, kötü futbol falan çizemezdi ama bu ingilizce adamda ne karizma bırakır ne bişi.
ingilizceye az çok vakıf olduğumuzdan bunu anliyoruz. demek ki adamın italyancasi da pek fena...
ayrıca "bilmediğini bilmemek en kotusu" derler ya. gercekten de öyleymiş. fatih terimin jest ve mimiklerinden ingilizceyi iyi konustuğunu düşündüğü anlaşılıyor ki, en kötüsü de bu.
bulunduğu statüye ve temsil ettiklerine yakışmayan bir ingilizcedir. ingilizce bilmemesi, ingilizceyi bu şekilde konuşmaya cesaret etmesinden daha haklıdır, yerindedir, daha şıktır.
ingilizce bilmemesi değildir sorun; milli takımdan sorumlu olan bir kişinin son derece gayri profesyonel davranıp bir tercümanla çalışmamasıdır.
her ne olursa olsun, bir şahıs şirketi temsil etmiyordur, bir ülkenin milli takımı adına konuşuyordur. bunun getirdiği sorumluluk duygusunu sadece sahalarda değil, basın açıklamaları yaparken de taşımak durumundadır.
ve evet, fatih terim'in ingilizcesi başta onu dinleyenler olmak üzere herkesi ilgilendirir; zira ingilizce konuşuyorsan, insanların seni ingilizce anlamasından sorumlusundur. kimse kendini ifade edemeyeceği dilde iddialı olma lüksüne sahip değildir; tıpkı kimsenin hiç bir yabancı dili öğrenme zorunluluğu olmadığı gibi. zira bunun için tercümanlar vardır.
bu denli rahatlık ve vurdumduymazlık, insanın aklına hitap edilen kitleye saygıda kusuru getiriyor.
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir.
yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun
internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır.
web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir
web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak
istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve
hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp
ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden
koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayicisini kullanmaktan
daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine
koyması yasaktır.